Umut

Kullanıcı
22 Subat 2012
1

    PAYLAŞ!

  • facebook
  • twitter
  • friendfeed
  • email
  •  
  • facebook
  • twitter
  • friendfeed
  •  

umutDönüp eski zamanlara baktığımda kötü şeylerden çok, güzel şeyler hatırlıyorum. Eşimle tanıştıktan bir hafta sonra onunla evleneceğimi, şu “biz bir elmanın yarısıyız diğer parçamızı arıyoruz” sözünün gerçek olduğunu ve “yarımımın” karşımda durduğunu biliyordum.

Maalesef eşimin ailesi için “bir fidanın güller açan dalı” olmamız yada “elma yarısı” olmam hiç bir şey ifade etmiyordu. Benden hiç hoşlanmamışlardı. Babası hariç. Kendi babama “baba” eşimin babasına “babacım” derdim. Hala da öyledir. Eşimin anne babası o ortaokula giderken ayrılmışlardı. Bununla ilgili çok sıkıntı çekmiş bence. Hiç bir zaman tam olarak bunu atlatamamıştı. Fakat mükemmel bir babası olması dengeyi hep korumuştu.

Ben hamileyken bana sürekli balık pişirir, ayıklar, elleriyle yedirirdi. Annesiyle ilişkimizi de tadından yenmeyen bir hikayeyle anlatmak isterim.

Evlendikten kısa bir süre sonra eşimin annesi evimize ziyarete geldi. Kapıyı açtık, “hoşgeldiniz” deyip, ben kendisine terlik uzattım. Teşekkür edip çantasından galoş çıkardı, ayakkabılarına geçirip o şekilde dolaşmıştı.

Ne bu hareketi, ne de evimize yemeğe davet ettiğimizde “siz daha bizi yemeğe çağıracak kadar olmadınız” demeleri beni asla yaralamıyordu. Benim tek düşündüğüm, elimde olsa işe göndermeyeceğim asla gözümün önünden ayırmayacağım eşime, oğullarına, bunu nasıl yaptıklarıydı.

Eşim ilk başlarda benim de delirip karşılık vereceğimi ve bu savaşın arasında kalacağını sanıyordu garibim. Nasıl bir deliyle evlendiğinin tam olarak farkında değildi. Benim bu tavra verdiğim tek karşılık her bayram ziyaretlerine gitmek, doğumgünlerinde çiçekler yollamak, hediyeler almak ve her zaman saygılı davranmaktı. Onlara karşı yapacağım en ufak bir şeyin, eşimi üzmekten başka bir şeye yaramayacağını biliyordum ve ben bu riske asla giremezdim. Oğlumuz doğduktan sonra ikimizin ailelerinin tepkisi tam tersi yönde oldu. Benim okumamış bilinçsiz ailem sevgi dolu ve destekleyici, onun okumuş oldukça bilinçli ailesi hep uzak ve mesafeliydi.

Evimizde problem olmadığı sürece dışarda olan hiç bir şey umrumuzda değildi. Zaten biz sadece oğlumuzun daha iyi olması için uğraşıyoruk. En büyük problemimiz oğlumuzun kalbindeki delikti. Çocukların çoğu kalbinde delikle doğarmış. Hatta yirmili yaşlarından sonra kalbinin delik olduğunu tesadüfen öğrenen bir sürü insan olduğunu öğreniyorduk. Zamanla bu delikler küçülür ve kapanırmış.

Fakat bizimki zamanla büyüyor o büyüdükçe kapanma ihtimali küçülüyordu.

Farklı doktorlardan anjiyo yapılabileceğini, stent takılabileceğini yada açık kalp ameliyatı olabileceğini öğreniyorduk. Eşimin ailesi tanıdıkları bir doktordan randevu almıştı. Siyami Ersek Hastanesi’ne görüşmeye gittim. Stent mi ameliyat mı diye konuşurken doktor dönüp, “Siz yabancı değilsiniz stent 5.000$ ve SSK büyük bir kısmını size ödemeyecek. Sizin oğlunuz da zaten çok uzun yıllar yaşamayacak bence yeni bir çocuk yapıp bu parayı onun eğitim masraflarına harcayın” dedi. O an tek hissettiğim masanın arkasına geçip doktora sarılıp “Sanırım çocuğunuz yok, hiç mi aşık olmadınız, hiç mi bir şeyi sevmediniz, yada aileniz küçükken sizi neyle dövüyordu?” diye sormak istedim. Bunun yerine “Biz size dönücez” diyip çıktım. Bahçede yürürken herşeyin döndüğünü farkedip Çiğdem’i aradım. Sanırım sadece saçmalıyordum. “Bir şey söyle Çiğdem bu olur mu? Hani ben aklı başındayım bak zorda kaldım seni aradım bilmeyen okumayan ne yapsın? Ne oluyor dünyaya? Ne oluyor? hadi bir şey söyle” diye bağırıyordum.

Sonrası sakinlik, sonrası yeni doktor arayışları…

Amerikan Hastanesi’nde çok iyi bir çocuk doktoru olduğunu öğrendik. Bunun gibi çok fazla ameliyat yapmıştı. Görüşmeye başlarken kendisine, bize salak gibi davranmasını daha önce hiç doktora gitmemişiz ve hiçbir şey bilmiyormuşuz gibi davranmasını söyledim. O da öyle yaptı. Berk’in kesinlikle açık kalp ameliyatı olması gerektiğini, bu ameliyattan sonra bir daha hayatı boyunca asla kalple ilgili sıkıntı çekmeyeceğini ve bunun kalp ameliyatları arasındaki en basit ameliyat olduğunu söyledi. En önemlisi herşeyi SSK karşılıyordu ve ne zaman istersek bu ameliyatı yapmaya hazırdı.

Eşim o zaman bir şirkette çalışmaya başlamıştı. Ben de bir mağazada yarı zamanlı çalışıyordum. İş yerlerimizle konuşup en kısa zamanda hazır olacağımızı söyledik. Yaşadığımız mutluluk tarif edilemezdi. Çok iyi bir doktorumuz, asla elimizi bırakmayan dostlarımız vardı. İkimizin işyeri de “Hemen” dedi.

Ertesi gün doktorumuzu arayıp ameliyat için hazır olduğumuzu söyledim. Kendisi de bana “Dün siz hastaneden çıktıktan sonra biz bir toplantı yaptık. SSK ödemeleri falan çok sıkıntı oluyor. O yüzden ameliyatın bir kısmını ailelerden talep etmeye karar verdik” dedi sanırım. Uzun zamandır bu anı bekliyormuşum. “Ben sizi tekrar ararım” diye telefonu kapattım ve boğulurcasına ağlamaya başladım.

Susamıyor, nefes alamıyor ve göremiyordum.

Birisi kalbime bir bıçak sokmuş hiç durmadan çeviriyordu ve benim aklımdan sadece bir cümle geçiyordu.

Ben evlendiğimde dört aylık hamileydim. (planlı bir bebekti) O zamanlar canımın yarısı çok sevdiğim bir arkadaşım oğlumun down sendromlu olduğunu öğrendiğinde, Kuran’da Tanrı’nın “Eğer bana karşı gelirseniz bedelini çocuklarınıza bile ödetirim” gibi bir şeyler yazdığını ve ben evlenmeden hamile kaldığım ve zina yaptığım için bunu başıma gelmiş olabileceğine benzer bir şeyler söylemişti. Kendisi adına inanın epeyce üzülmüş “Ben senin Tanrı’nı tanımıyorum sanırım. Çünkü benim Tanrı’mın istekleri basit ve oldukça iyi biridir” demiştim.

O yatakta kıvranırken sadece şunu düşünüyordum.

“Bunu bebeğime neden yapıyorsun, sen dua edin kabul edeyim diyensin elimi niye boş bırakıyorsun”.

Kalktım yüzümü yıkadım toprlandım. Doktoru aradım.

“Dün size geldiğimizde siz bana umut verdiniz, bu gün umuduma fiyat biçtiniz. Bu ne demek biliyor musunuz. Bir annenin umuduna fiyat biçmek ne demek. Umarım hiç bir zaman anlamazsınız bilmezsiniz. Çünkü anlamanız bilmeniz için buna benzer bir şey yaşamanız gerekir ve bu umarım hiçbir zaman olmaz” deyip kapattım.

Bu doktoru ben bulmuştum, bir tane daha bulurdum.

Savaş boyalarımı tekrar sürdüm.

Umut ile ilgili 1 yorum var.

    Yazar Resmi
    2011-01-14 22:32:10
    VN:F [1.9.1_1087]
    Puan: +1 (toplam 1 oy)
    Yaşamak elde olan bişey değil. Alın yazısı diyelim. Ama bunları açık yüreklilikle paylaşan Filiz Hanım, Berk çok şanslı bir çocukmuşki sizin gibi cesur birinin çocuğu olmuş.
1

Siz de Mesaj Yazın!

Your email is never published nor shared.


Bebekolay Sosyal Medya
Üye Paneli

Tatilevim.com
Uzmanlarımız

Bebekoyunu Tv
Bebekolay Sarı Sayfalara Ücretsiz Kayıt Olun!
En Güzel Anne-Bebek Karikatürleri Burada!